Bağımsız Denetim Standartları (BDS), bir denetçinin finansal tablolar hakkında görüş oluşturmak için yapması gereken işlere ilişkin kuralları belirler. Bu standartlar, hem genel sorumluluklarımızı hem de belirli konulara ilişkin özel görevlerimizi kapsar.
Her bir BDS'nin, hangi denetimlere uygulandığına, ne zaman yürürlüğe girdiğine ve varsa özel sınırlamalarına dair bilgileri kendi içinde belirtir. Eğer bir BDS'de aksini söyleyen özel bir hüküm yoksa, denetçiler, standardı yürürlük tarihinden önce de uygulamaya başlayabilir.
Bir denetim firmasında çalışan genç denetçi Can, yeni yayımlanan bir BDS'yi inceler. Standardın henüz yürürlüğe girmesine altı ay olduğunu görür. Can, bu standardı hemen uygulamak için üst düzey denetçisi Deniz'e danışır.
Deniz, "Standart, erken uygulanmasını yasaklayan bir hüküm içermediği için bu yılki denetimimizde onu uygulayabiliriz." der. Bu durum, firmanın denetim kalitesini artırmak için proaktif bir yaklaşım sergilediğini gösterir. Can, böylece yeni standardı, resmi olarak zorunlu olmadan önce öğrenme ve uygulama fırsatı bulur.
Bir denetçi için sadece BDS'lere uymak yeterli değildir. Aynı zamanda, denetimi yapılan işletmeyi ve faaliyeti ilgilendiren mevzuat hükümlerine ve diğer denetim standartlarına da uymak zorundayız.
Burada çok önemli bir kural var: BDS'ler, mevzuat hükümlerini geçersiz kılmaz. Eğer mevzuat ile BDS'ler arasında bir farklılık varsa, mevzuata uygun yapılan bir denetim, doğrudan BDS'lere uygun yapılmış sayılmaz. Her iki kural setine de ayrı ayrı uyulması gerekir. Bu da bazen ek denetim prosedürleri uygulamamızı gerektirebilir.
Denetçi Ayşe, bir bankanın denetimini yapıyor. Bu banka hem BDS'lere hem de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanan özel denetim kurallarına tabi. 🏦
Ayşe, denetim sırasında BDDK kurallarının, BDS'lerden daha katı olduğunu fark eder. Örneğin, BDDK, belirli bir hesap için BDS'lerin gerektirdiğinden daha fazla örnekleme testi yapılmasını zorunlu tutar. Ayşe, BDS'lere uygun çalışsa bile, bu denetimi tamamlamak için BDDK'nın özel kurallarına da uyar ve gerekli ek testleri yapar. Çünkü mevzuat hükümleri, BDS'lerin yerine geçemez.
BDS'ler, kamu sektörü denetimleri için de geçerlidir. Ancak kamu sektörü denetçilerinin sorumlulukları, özel sektör denetçilerinden daha geniş olabilir. Bunun nedeni, kamu denetimlerinin mevzuat, tüzükler ve hükümet politikaları gibi ek yükümlülüklere tabi olmasıdır.
Bu ek sorumluluklar genellikle BDS'lerin kapsamına girmez. Örneğin, bir kamu sektörü denetçisi, finansal tabloların doğruluğunun yanı sıra, harcamaların yasalara ve bütçe kurallarına uygun olup olmadığını da kontrol etmek zorunda olabilir. Bu ek denetimler için Uluslararası Yüksek Denetim Kurumları Örgütü gibi kurumlar tarafından yayımlanan özel kılavuzlar kullanılır.
Devlet Denetleme Kurumunda çalışan bir denetçi, bir bakanlığın bütçe harcamalarını inceler. Denetçi, BDS'lere uygun olarak finansal tabloların doğru olduğunu teyit eder. Ancak ek olarak, bu harcamaların bütçe kanunlarına ve ilgili mevzuata uygun olarak yapılıp yapılmadığını da denetler.
Bir harcamanın finansal tablolara doğru yansıtılmış olması, yasalara uygun olduğu anlamına gelmez. İşte bu noktada, kamu denetçisinin sorumluluğu, BDS'lerin ötesine geçer ve kamunun kaynaklarının doğru kullanılıp kullanılmadığına ilişkin ek bir güvence sağlamak zorunda kalır.