Kanun maddeleri genel çerçeveyi belirlerken, işin detayları yönetmeliklerle düzenleniyor. Bu maddeye göre, Değerlendirme Kurulu'nun nasıl çalışacağından, Bölge'nin nasıl kurulup işletileceğine, arazi kullanımından, faaliyet koşullarına kadar tüm detaylar, Bakanlık tarafından hazırlanan yönetmeliklerle netleştiriliyor. Kanun yürürlüğe girdikten sonra altı ay içinde bu yönetmeliklerin hazırlanması gerekiyor. Bu da, kanunun hızla hayata geçmesini sağlamak için önemli bir detay.
Kanun "Bölgede yer alacak faaliyetler" diyor ama hangi faaliyetler olduğu net değil. İşte bu noktada yönetmelikler devreye giriyor. Yönetmelikler, "hangi projeler Teknokent'te yer alabilir?", "girişimcilerin başvuru süreçleri nasıl işleyecek?" gibi sorulara net cevaplar veriyor. Böylece, hem yönetici şirketler hem de girişimciler ne yapacaklarını biliyor ve süreç şeffaf bir şekilde ilerliyor.
Bu madde, Teknokentlerdeki faaliyetlerin hızını kesmemek ve bürokrasiyi azaltmak için önemli bir istisna getiriyor. Normalde kamu kurumları için uygulanan bazı kanunlar, Teknokentlerdeki faaliyetlerde geçerli olmuyor. Bunlar:
Bu kanunların uygulanmaması, Teknokent içindeki işlemlerin daha esnek ve hızlı yapılmasını sağlıyor. Yani, Teknokentler kamuya ait olsalar bile, özel sektör dinamikleriyle hareket edebiliyorlar.
Bir kamu üniversitesi, Teknokent'te kullanacağı bir ekipmanı satın almak istiyor. Normalde, bu alımı yapmak için uzun ve karmaşık ihale süreçlerinden geçmesi gerekirken, kanunun bu maddesi sayesinde Teknokent için yapılacak alımlarda ihale kanunları uygulanmıyor. Bu da, ekipmanın çok daha hızlı ve pratik bir şekilde temin edilmesini sağlıyor.
Bu madde, belirli bir alana odaklanmış Teknoloji Geliştirme Bölgeleri'nin (İhtisas TGB) yasal statüsünü belirliyor. İhtisas TGB'leri, bu kanundaki tüm hükümlere tabi oluyorlar ve Teknokentlere sağlanan tüm destek, teşvik ve muafiyetlerden aynen yararlanıyorlar. Mevcut bir Teknokent'in "ihtisas" statüsüne geçebilmesi için gerekli kriterler ise yönetmelikle belirleniyor.
Bir Teknokent, zamanla savunma sanayi alanında uzmanlaşıyor ve içerideki firmaların çoğu bu sektörde faaliyet gösteriyor. Yönetici şirket, bu Teknokent'in "Savunma Sanayi İhtisas TGB"si olarak statü değiştirmesi için başvuruyor. Bu sayede, hem sektörel işbirlikleri daha kolay kuruluyor hem de devletin sektöre yönelik ek teşviklerinden yararlanma fırsatı doğuyor.
AR-GE, yazılım, yenilik ve tasarım projelerinde kullanılacak malzemelerin ithalatı kolaylaşıyor! Bu maddeye göre, bu amaçlarla yurt dışından getirilen eşyalardan gümrük vergisi ve her türlü fon alınmıyor. Ayrıca, bu işlemlerle ilgili düzenlenen belgelerden de damga vergisi ve harç muafiyeti sağlanıyor. Bu da, firmaların uluslararası projelerde daha rekabetçi olmasını sağlıyor ve maliyetlerini düşürüyor.
Bir Teknokent firması, yeni bir tıbbi görüntüleme cihazı geliştirmek için yurt dışından çok pahalı ve özel bir sensör ithal etmek zorunda. Normalde bu sensör için yüksek gümrük vergisi ödemesi gerekirken, kanunun bu maddesi sayesinde vergiden muaf tutuluyor. Bu, projenin bütçesini düşürerek daha hızlı ilerlemesine olanak tanıyor.
Bu madde, vergi istisnası yoluyla elde edilen kazançların, yeni girişimlere yatırım yapmasını zorunlu kılıyor. Eğer bir firma, Teknokent'teki faaliyetleri sayesinde yıllık 1.000.000 TL ve üzerinde kazanç istisnası elde ederse, bu kazancın yüzde ikisini girişim sermayesi fonlarına veya kuluçka merkezlerindeki girişimcilere yatırım yapmak üzere ayırmak zorunda. Bu yükümlülük, yıllık 20.000.000 TL ile sınırlı. Eğer şirket bu parayı yıl sonuna kadar belirtilen şekilde yatırmazsa, o yıl elde ettiği vergi istisnasının yüzde yirmisini kaybediyor ve bu tutar üzerinden vergi ödemek zorunda kalıyor. Bu kural, büyük şirketlerin elde ettiği kârı, yeni ve küçük girişimlere aktararak ekosistemin büyümesine katkı sağlamasını amaçlıyor.
Bir yazılım firması, Teknokent'teki faaliyetleri sayesinde bir yıl içinde 5 milyon TL'lik vergi istisnasından faydalanıyor. Bu tutar 1 milyon TL'nin üzerinde olduğu için, firma bu 5 milyon TL'nin %2'si olan 100 bin TL'yi girişim sermayesi fonuna yatırmak zorunda. Bu zorunluluk, sermayenin büyük şirketlerden yeni başlayan küçük girişimlere doğru akmasını sağlıyor ve ekosistemi canlandırıyor.